konu başlıkları

13 Haziran 2013 Perşembe

Kene

Bu kadar zamandır ormanda koşmama rağmen kene ile tanışmam anca geçen hafta sonuna kısmet oldu. Belgrad Ormanları’nda koşarken geyik, yaban domuzu, köpek, manda ve tilki görmüşsem de keneye hiç denk gelmemiştim. Oysa bir dönem kene magazin gündemini feci meşgul etmiş, halkımızda ciddi bir paranoyaya yol açmıştı. Bu sebeple ben de bacağımdaki arkadaşı ilk fark ettiğim anda önce bir ürperdim.

12 Haziran 2013 Çarşamba

Mozart 100

Yeşillikler İçinde Bir Koşu Festivali

 Mozart100, Avusturya’da ünlü besteci Wolfgang Amadeus Mozart’ın vatanı Salzburg’ta düzenlenen bir koşu festivali. Bu sene 22 Haziran 2013 Cumartesi günü koşulacak. Program dahilinde 5 değişik parkur var; bunlardan üçü bireysel; 100km, 55km, Mozart 100 light (25 km), takımlar için de iki parkur var; 100km ve 55km.

En uzun parkur olan 100km aslında aynı rota üzerinde birbirine çok yakın 2 turdan oluşuyor. İlk turda 46km lir bir daire çizip başlangıç noktasına geliyorsunuz, ikinci turun ortasında ise Fuschlsee (Fuschl Gölü) çevresinden dolanarak bu sefer birinci turu 9km daha uzatıp 55km koşuyorsunuz.

29 Nisan 2013 Pazartesi

İznik Ultra 2013 - 80km Orhangazi Parkuru

Shared Photo
bitmeye yakın kendi çektiğim fotoğrafım



Bu sene İznikUltra’nın ikincisini koştum. Alnımın akıyla 80km‘yi bitirdim. Geçen sene ilki düzenlenen yarışta 126km lik parkura kaydolmuş ama 60km noktasında yarışı tek etmiştim. Şaka maka terk ettiğim tek yarış bu oldu şimdiye kadar.

21 Mart 2013 Perşembe

meandmuesli - Müsli ve Ben!



Kiloların arttığı ve göbeğimin alıp başını gittiği dönemlerde diyet yapmaya başladım. Yulaf ezmesi ile tanışmam bu yıllara denk gelir. O gün bu gündür yulafla yakın temas halindeyiz, sabahları hava aydınlanmadan koşmak için kalktığımda ilk gördüğüm şey yulaf kavanozu ve süt şişesi olur. Zamanla tadını sevsem ve zevkle yemeye başlasam da bir süre sonra her gün aynı lezzet de sıkıcı olmaya başlıyor. Bu gibi durumlarda yulaf ezmemin içine badem, bal, ceviz,  yaban mersini gibi lezzet arttırıcı ve kendimce faydalı öte-beri koymaya başlarım.

19 Mart 2013 Salı

Çekmeköy Ultra Yarışlarım



Eve Taşınan Çekmeköy Toprağı
Çekmeköy’de 3. Yarışımı tamamlamış oldum. İlki bir antrenman yarışı kapsamında 15km gidip aynı rotada geri dönecek şekilde 30km idi. Bunu antrenman programı için iki arkadaşımla, Suna ve Kerem’le koşmuştum, hedef 4 saat koşmuş olmaktı. O gördüğüm 15km lik kısımla Çekmeköy’ü hiç sevmemiştim. Derken geçen ay bir 30km parkuruna katıldım bu sefer baştan sonra yarış rotasını koştum, Suna bana eşlik etti. Baştaki 15km bir önceki seferle muhtemelen aynı idi, gene hoşuma gitmedi, tam söylenmeye başlarken güzel yerlerde koşmaya başladık, yavaş yavaş Çekmeköy’ü sevdim.
İlk 15km git-gel çok anlatacak bir koşu olmadı. İkinci koşu hakkında yazılabilecek şeyler var ama koşu sonrası kağıda dökecek fırsat olmadı, üzerinden zaman geçti. Şimdi bu iki yarışı tek başlık altında toplamak istedim. İşte size son iki yarış ve Çekmeköy anılarım, tecrübelerim.

21 Haziran 2012 Perşembe

Adalarda Koşmak




Her ne kadar mevsimlerden yazı sevmesem, deniz mahsullerini ağzıma sürmesem ve bırakın yüzmeyi ayağımı bile denize sokmaktan kaçınsam da bakıldığında doğma büyüme “ada çocuğuyum” dur. Bir şekilde doğduğum seneden beri her yaz Burgazada’da ev kiralandı ve ben bazen yazın tümünü bazen de sadece birkaç gününü adada geçirdim. Çocukken her şeyiyle çekici gelen ada, yaş arttıkça eski değerini kaybetti, artık benden çok iki kızımın hayallerini süsler, o yaşlarda beni mutlu ettiği gibi şimdi de onları mutlu eder oldu. Sonuçta bir şekilde adadan kopamaz ve her fırsatta gelir gider olduk. Ben de çocukluğumdan beri başka işler peşinde koştuğum sokaklar ve ormanlarda son yıllarımın sevdası peşinde koşmaya başladım.

24 Ocak 2012 Salı

Taşıma Su İle Değirmen

Uzun Koşularda Su Taşıma

Artwork: Water Carrier (Nira Spitz)
Uzun koşularda yanınızda bulundurmanız gereken en önemli destek malzemelerinden birisi de şüphesiz su. Yeterli miktarda su tüketmeden yapılan uzun performanslar tıbbi açıdan çok ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Koştuğunuz rota üzerinde doğal veya insan yapısı su kaynakları bulunmuyorsa, yeterli miktar suyu taşımak başlı başına çözülmesi gereken bir konu olarak karşımıza çıkıyor. Eğer koşu bir yarış ise su sağlanan ara istasyonlar baştan bildirilmiş oluyor, su içme taktiğinizi buna göre belirleyebiliyorsunuz. Patikalar ve dağlarda yapılan çoğu yarışta organizasyon tarafından düzenli aralıklarla su verilse de, koşucuların istasyonlar arası belli kapasitede su taşıyabilecek şekilde donanmış olmaları şart koşuluyor. Su taşımak için tüm dünyanın benimsediği belli başlı yöntemler ve donanımlar var. Hepsinin de kendine göre iyi ve kötü yanlarını sıralayabiliriz, bu konuda tek bir doğrudan bahsetmek pek gerçekçi olmaz. Bu sebeple de her yarışta her koşucunun farklı yöntemler tercih ettiğini görüyoruz. En klasik yöntemleri ve donanımları inceleyelim.

Hakkımda

Fotoğrafım
istanbul, Türkiye
2006 yılında 1.80 boyum ile 110kg olunca zayıflamak için koşsam mı diye düşünmeye başladım. Internet'te bulduğum 8 haftalık bir program gözüme zor gözükmeyince haftada 3 gün, her seferinde de toplam 20 dakika olacak şekilde koşu antrenmanlarına başladım. 8 hafta sonunda durmadan 30 dakika koşabildiğime o an kendim de inanamadım. Bundan sonra ne yapmalı diye düşünürken Amazon.com da "Koşucu Olmayanlar İçin Maraton Antrenmanı" isimli kitabı görüp maraton koşmaya karar verdim. 3 yıl içinde 5 maraton koştuktan sonra ultra maraton koşma fikrini kendime daha yakın buldum. 2010 senesinden beri aklım fikrim uzun mesafe koşularında. Ülkemizde bu sporun az bilinmesi, yapanların az olması ve maraton koşanlar tarafından bile olduğundan zor hatta imkansız olarak görülmesi epey canımı sıkıyor. Bu blog fikri de bu sıkınıdan doğdu. Gördüm ki yazması koşmasından daha zormuş...