Kiloların
arttığı ve göbeğimin alıp başını gittiği dönemlerde diyet yapmaya başladım.
Yulaf ezmesi ile tanışmam bu yıllara denk gelir. O gün bu gündür yulafla yakın
temas halindeyiz, sabahları hava aydınlanmadan koşmak için kalktığımda ilk
gördüğüm şey yulaf kavanozu ve süt şişesi olur. Zamanla tadını sevsem ve zevkle
yemeye başlasam da bir süre sonra her gün aynı lezzet de sıkıcı olmaya
başlıyor. Bu gibi durumlarda yulaf ezmemin içine badem, bal, ceviz, yaban mersini gibi lezzet arttırıcı ve
kendimce faydalı öte-beri koymaya başlarım.
Uzun uzun koşmak ve insanları da koşturmak üzere yazılan bir blog'tasınız... Amaç ülkemizde az bilinen ve uygulanan "ulta-maraton" ve patika koşusu (trail running) sporları için ilgiyi arttırmak, yabancı dildeki kaynakları Türkçe'ye kazandırmak, insanları bu sporları yapmak için yüreklendirmektir. Kişisel düşünce ve yaklaşımlarımı yansıtan yazılarla da karşılaşacaksınız. Çeviri ve alıntıların tümünde kaynak ve yazar adı belirtilmiştir.
konu başlıkları
antrenman
(3)
beslenme
(4)
çekmeköy
(1)
çekmeköy ultra trail
(1)
çeviri
(5)
DVD
(2)
genel bilgi
(13)
iznik ultra
(1)
kitap
(2)
malzeme
(8)
motivasyon
(9)
rapor
(7)
rota
(1)
röportaj
(2)
uzun koşu
(4)
yarış
(11)
21 Mart 2013 Perşembe
19 Mart 2013 Salı
Çekmeköy Ultra Yarışlarım
![]() |
| Eve Taşınan Çekmeköy Toprağı |
Çekmeköy’de 3. Yarışımı tamamlamış oldum. İlki bir antrenman
yarışı kapsamında 15km gidip aynı rotada geri dönecek şekilde 30km idi. Bunu
antrenman programı için iki arkadaşımla, Suna ve Kerem’le koşmuştum, hedef 4
saat koşmuş olmaktı. O gördüğüm 15km lik kısımla Çekmeköy’ü hiç sevmemiştim.
Derken geçen ay bir 30km parkuruna katıldım bu sefer baştan sonra yarış
rotasını koştum, Suna bana eşlik etti. Baştaki 15km bir önceki seferle
muhtemelen aynı idi, gene hoşuma gitmedi, tam söylenmeye başlarken güzel yerlerde
koşmaya başladık, yavaş yavaş Çekmeköy’ü sevdim.
İlk 15km git-gel çok anlatacak bir koşu olmadı. İkinci koşu
hakkında yazılabilecek şeyler var ama koşu sonrası kağıda dökecek fırsat
olmadı, üzerinden zaman geçti. Şimdi bu iki yarışı tek başlık altında
toplamak istedim. İşte size son iki yarış ve Çekmeköy anılarım, tecrübelerim.
21 Haziran 2012 Perşembe
Adalarda Koşmak
Her ne kadar mevsimlerden yazı sevmesem, deniz mahsullerini
ağzıma sürmesem ve bırakın yüzmeyi ayağımı bile denize sokmaktan kaçınsam da
bakıldığında doğma büyüme “ada çocuğuyum” dur. Bir şekilde doğduğum seneden
beri her yaz Burgazada’da ev kiralandı ve ben bazen yazın tümünü bazen de
sadece birkaç gününü adada geçirdim. Çocukken her şeyiyle çekici gelen ada, yaş
arttıkça eski değerini kaybetti, artık benden çok iki kızımın hayallerini
süsler, o yaşlarda beni mutlu ettiği gibi şimdi de onları mutlu eder oldu.
Sonuçta bir şekilde adadan kopamaz ve her fırsatta gelir gider olduk. Ben de
çocukluğumdan beri başka işler peşinde koştuğum sokaklar ve ormanlarda son
yıllarımın sevdası peşinde koşmaya başladım.
24 Ocak 2012 Salı
Taşıma Su İle Değirmen
Uzun Koşularda Su Taşıma
![]() |
| Artwork: Water Carrier (Nira Spitz) |
Uzun koşularda yanınızda bulundurmanız gereken en önemli destek malzemelerinden birisi de şüphesiz su. Yeterli miktarda su tüketmeden yapılan uzun performanslar tıbbi açıdan çok ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Koştuğunuz rota üzerinde doğal veya insan yapısı su kaynakları bulunmuyorsa, yeterli miktar suyu taşımak başlı başına çözülmesi gereken bir konu olarak karşımıza çıkıyor. Eğer koşu bir yarış ise su sağlanan ara istasyonlar baştan bildirilmiş oluyor, su içme taktiğinizi buna göre belirleyebiliyorsunuz. Patikalar ve dağlarda yapılan çoğu yarışta organizasyon tarafından düzenli aralıklarla su verilse de, koşucuların istasyonlar arası belli kapasitede su taşıyabilecek şekilde donanmış olmaları şart koşuluyor. Su taşımak için tüm dünyanın benimsediği belli başlı yöntemler ve donanımlar var. Hepsinin de kendine göre iyi ve kötü yanlarını sıralayabiliriz, bu konuda tek bir doğrudan bahsetmek pek gerçekçi olmaz. Bu sebeple de her yarışta her koşucunun farklı yöntemler tercih ettiğini görüyoruz. En klasik yöntemleri ve donanımları inceleyelim.
23 Ocak 2012 Pazartesi
Kitap: A Step Beyond
A Definitive Guide to Ultrarunning
Don Alison
Kitabımızın adı "Bir Adım Ötesi: Ultra Koşmak İçin Kapsamlı Bir Rehber". Bu kitaba internette ultra maraton hazırlığı için kaynak bakınırken ulaşmıştım. Daha doğrusu Amerika kökenli UltraRunning dergisine abone olurken aynı sayfada bu kitabın da satıldığını fark ettim. Teknik anlamda bir kaynak olabileceği umudu ile sipariş ettim. Hem dergiye hem de kitaba www.ultrarunning.com sitesindeki yönlendirmelerden ulaşabilirsiniz.
Geyik Koşuları 2012
Macera Akademisi-MCR Race Setter tarafından düzenlenen Geyik Koşuları (www.geyikkosulari.com) 2012 senesinde 15 Ocak Pazar günü Belgrad Ormanları Geyik Çiftliği bölgesinde yapıldı. Bu sene yarış günü yağmur yağmaması geçen seneye kıyasla bir avantaj sayılabilse de parkur yağışlı bir haftanın ardınan oldukça çamurlu ve kaygandı. Karlar altındaki orman son derece dinlendirici gözüküyordu. Pek dinlenemesek de katılımcılar olarak bacaklarımız yorgun, sırtımız pek, kalbimiz sevinç dolu ayrıldık ormandan. Organizasyon son derece başarılı idi, sırf koşu parkuru değil, yarış alanı ve çevresi de gayet akıllıca ve güzel kullanılmıştı.
Yarış fotoğraflarına bakmak için tıklayın
Yarış sonuçlarına ulaşmak için tıklayın
Yarış fotoğraflarına bakmak için tıklayın
Yarış sonuçlarına ulaşmak için tıklayın
18 Ocak 2012 Çarşamba
Koşarken Dinlenmek
![]() |
| fotoğraf: Eagle.eye Photography |
Ultra maratonların en güzel taraflarından birisi de yorgunluk hissi çöktüğünde dinlenebilmek. Duraladığınız an sizi yüzlerce kişinin geçmesi gibi bir endişe çok sözkonusu değil. Uzun mesafeleri katederken bu işi yorulmadan yapabilmek, gerektiği gibi dinlenmek işin püf noktası. Peki ama bu işi koltukta bacaklarımızı uzatmadan yapmak mümkün mü? Bir koşu yarışında dinlenmek nasıl olur? Durup dinlenirsek o yarışı kaybetmez miyiz? Neler kazanıp neler kaybedeceğimize tekrar bir bakalım dinlendiğimiz zaman
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Hakkımda
- Ilgaz KURUYAZICI
- istanbul, Türkiye
- 2006 yılında 1.80 boyum ile 110kg olunca zayıflamak için koşsam mı diye düşünmeye başladım. Internet'te bulduğum 8 haftalık bir program gözüme zor gözükmeyince haftada 3 gün, her seferinde de toplam 20 dakika olacak şekilde koşu antrenmanlarına başladım. 8 hafta sonunda durmadan 30 dakika koşabildiğime o an kendim de inanamadım. Bundan sonra ne yapmalı diye düşünürken Amazon.com da "Koşucu Olmayanlar İçin Maraton Antrenmanı" isimli kitabı görüp maraton koşmaya karar verdim. 3 yıl içinde 5 maraton koştuktan sonra ultra maraton koşma fikrini kendime daha yakın buldum. 2010 senesinden beri aklım fikrim uzun mesafe koşularında. Ülkemizde bu sporun az bilinmesi, yapanların az olması ve maraton koşanlar tarafından bile olduğundan zor hatta imkansız olarak görülmesi epey canımı sıkıyor. Bu blog fikri de bu sıkınıdan doğdu. Gördüm ki yazması koşmasından daha zormuş...






