konu başlıkları

5 Aralık 2011 Pazartesi

Kitap: Running Through the Wall - Personal Encounters with the Ultramarathon

Kitabın adının tam karşılığı "Duvarın İçinden Koşmak" olması gerekirken, anlamını düşününce Duvarı Delip Geçmek veya Duvarı Koşarak Aşmak diye çevirmek daha doğru geliyor.  Alt başlık ise: Ultra Maratonla Kişisel Yüzleşmeler. Maratondan uzun mesafeler koşmayı gerektiren ultra-maratonlar üzerine "derlenmiş" güzel çalışmalardan. İçerik olarak antrenman veya hazırlık planı adına çok bir şey ummamamak lazım, daha ziyade çeşitli uzunluklarda yarışlar koşmuş ultra-maratoncuların paylaştıkları anılar, hikayeler...

Kitap ismini maraton koşularında en çok karşılaşılan sorun olan "duvara çarpmak" teriminden alıyor. Uzun koşularda vücudun yakıt depoları sona erince koşucu haikaten "duvara toslamış" gibi olabilir, bırakın koşuyu tamamlamayı, ayakta zar zor duracak şekilde kontrolünü kaybedebilir. 42km lik klasik maraton mesafesinde 32.km fiziksel olarak çoğu koşucunun yakıt depolarının sona ermeye başladığı yer olarak kabul edilir, tüm antrenman, yarış sırasındaki beslenme, sıvı alma, ve  performans stratejisi buna göre hazırlanır. Çoğu koşucunun kendisiyle esas mücadelesi bu noktada başlar. "Maratonun ikinci yarısı 32. kilometreden sonra başlar" sözü bu durumu çok güzel özetler.
Ultra maratonlarda koşulacak mesafe klasik maratonlardan kat kat uzun olduğu için, bu "duvar" engelini mümkün olduğunca ötelemek hatta ortadan kaldırmak gerekir. Başka bir deyişle yolun sonuna kadar gidebilmeniz için bu duvarı delip geçmek gerekebilir.
Kitap ultra koşan 35 gerçek karakterin kendi ağzından anıları içeriyor. Sadece kahramanlık hikayeleri de değil bunlar. Bilakis bu sporu seven, yapan insanların aslında "süper kahraman" olmaktan ne kadar uzak olduklarını anlamak için de güzel bir kaynak. İnsan bu işi neden yapar, nasıl o kadar koşar, buna nasıl hazırlanır, koşarken neler yaşar, ne gibi zorluklarla karşılaşır sorularına bu kitapta farklı cevaplar bulmak mümkün.
Dışardan bakınca çoğu kişiye zor gelen bu işe başlamada en büyük motivasyonun, ultra koşan birisini görmek, tanımak ve hatta izlemek olacağını düşünüyorum. Bu anlamda kitapta tanışılması gereken pek çok farklı karakter var. Ve her birinin kendine has maceraları, hikayeleri...
Kitap gündelik dilde yazılmış, ağır bir anlatımı yok. Samimice paylaşılmış heyecanlar, mutluluklar, acılar, sevinçler ve bunlardan alınmış dersler. Türkçe çevirisi bulunmasa da amazon.com gibi sitelerden edinmek mümkün. Ultra koşma hevesiniz olmasa bile işin iç yüzünü görmek ve belki de aklınıza takılan çoğu soruyu "sorabilmek" için güzel bir fırsat.
Kitabın tanıtım yazısının çevirisi aşağıda:

İnsanın dayanıklılık sınırlarına koşmak
42km koşmakla yetinemeyenler, buyrun size Ultra Maraton. Büyük ultra maraton yarışlarının çoğu 80 veya 160km uzunlukta, insanlar bütün gün koşup, gece de koşmaya devam edip, ertesi günün sabahına bile sarkabiliyorlar. Onları güçlü kılan nedir? 150.km'de akıllarından ne geçiyor? Çekilen acılar bir maratonla karşılaştırılınca nasıl geliyor? Bu boyutta bir işe kalkışmak için nasıl hazırlanmak gerekir? Tüm bu cevaplar 35 ultra koşucusuyla yapılan konuşmalarda bulacaksınız. Ultra-maraton, kişisel sınırlarını görmek ve keşfetmek arzusu ile yanıp tutuşanlar için mantıklı bir adım. Kitapta her türlü ultra koşucu var ve bu kitap uzun uzun koşma hayali kuranlar için vazgeçilmez bir başlangıç olacak.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hakkımda

Fotoğrafım
istanbul, Turkey
2006 yılında 1.80 boyum ile 110kg olunca zayıflamak için koşsam mı diye düşünmeye başladım. Internet'te bulduğum 8 haftalık bir program gözüme zor gözükmeyince haftada 3 gün, her seferinde de toplam 20 dakika olacak şekilde koşu antrenmanlarına başladım. 8 hafta sonunda durmadan 30 dakika koşabildiğime o an kendim de inanamadım. Bundan sonra ne yapmalı diye düşünürken Amazon.com da "Koşucu Olmayanlar İçin Maraton Antrenmanı" isimli kitabı görüp maraton koşmaya karar verdim. 3 yıl içinde 5 maraton koştuktan sonra ultra maraton koşma fikrini kendime daha yakın buldum. 2010 senesinden beri aklım fikrim uzun mesafe koşularında. Ülkemizde bu sporun az bilinmesi, yapanların az olması ve maraton koşanlar tarafından bile olduğundan zor hatta imkansız olarak görülmesi epey canımı sıkıyor. Bu blog fikri de bu sıkınıdan doğdu. Gördüm ki yazması koşmasından daha zormuş...