konu başlıkları

23 Kasım 2011 Çarşamba

ARTIK BİR ULTRACI SAYILIRSINIZ, EĞER...

Çeşitli internet sitelerinde koşucular tarafından kaydedilmiş bu satırlar bence biraz megalomanca ve Amerikan esprisi tarzını (bunun bir "tarz" olup olmadığı da tartışılabilir...) yansıtıyor. Ama olayın "ruhunu" ve "genel yaklaşımı" hissettirmesi açısından başarılı cümleler. Fazla ciddiye almadan okudukça sorun olmayacağını umuyorum. Kendimi bazılarını yapmış olduğumu düşünürken buldum bile...


  • Karınız size üç çocuğunuzu ile tanıştırırken "Nee üç müüü?" diye sorarsanız...
  • Eczanelerin ilaç ve vitamin rafları önünde marketin yiyecek bölümünden daha çok zaman geçiriyorsanız...
  • Tüm koşu çoraplarının çamur tonunda kahverengi olması gerektiğini düşünüyorsanız...
  • Ayakkabılarınızdaki çamur bahçedekinden fazla ise...
  • Ağrı kesici ve kas gevşeticiler sofranızın vaz geçilemez besinleri arasındaysa...
  • Telefonunuz sabahın 5'inde akşam saat 5'e göre çok daha fazla çalıyorsa...
  • Arkadaşlarınızı gündelik elbiseler ile tanımakta zorlanıyorsanız...
  • Normal kemerden çok bel çantası kemeriniz varsa...
  • Antrenman programınız ile çakışacak diye düğününüzü ertelmişseniz...
  • Sabah saat 6 sizin için yatağa gitme vakti ise...
  • Ayak parmaklarınızın tırnaksız daha güzel gözüktüğünü düşünüyorsanız...
  • Arkadaşlarla eğlenceli bir buluşma sizin için 45km koşusu demek ise...
  • Lokantanın tuvaletinde kuyruk varken dışarı koşup bir çalılık aranıyorsanız...
  • Yere düşen yemeği yemek için tereddüt etmiyorsanız...
  • Tuz ve diğer minerallerin önem ve faydasını gözünüz kapalı anlatabiliyorsanız...
  • Yaban domuzu ve orman hayvanlarından korkma alışkanlığı edindiyseniz...
  • Sabahın 4'ünde kendiliğinden uyanınca arkadaşlarla orman yollarına koyulmayı düşünüyorsanız...
  • Marketteki enerji veren gofretlerin besin değerlerini ezbere sayabiliyorsanız...
  • En güzel doğum günü partisi deyince aklınıza sizin gibi delilerle yeni yaşınız kadar kilometreyi koşmak geliyorsa...
  • En güzel yılbaşı partisi deyince aklınıza sizin gibi delilerle koşabildiğiniz kadar uzun koşmak geliyorsa...
  • En büyük eğlence deyince aklınıza sizin gibi delilerle koşabildiğiniz kadar uzun koşmak geliyorsa...
  • Civardaki tüm 24 saat açık cafelerin, tuvaletlerin ve çeşmelerin yerini biliyorsanız...
  • Hız antrenmanı niyetine maraton koşuyorsanız...
  • Ailenizin arabayla gitmek istediği 150km lik mesafedeki noktaya 50km lik bir patika bağantısı da olduğunu öğrenince şöyle bir durup düşünüyorsanız...
  • Size koşunuzun uzunluğunu sorduklarında "yedi, en fazla sekiz .... saat kadar" diye cevap veriyorsanız...
  • İş arkadaşlarınız sizin düşündüğünüzden aslında daha iyi formda olduğunuzu savunuyorsa...
  • Hafta sonu koşularınızı mesafe değil de zaman sınırı belirliyorsa...
  • Her zaman ayak tırnaklarınızdan en az biri morarmış oluyorsa...
  • Ekonomik boy vazelin veya pişik kremi alıyorsanız...
  • Rastgele ormana dalıp koştuğunuzda patikaların hep çok kısa ve kolay olduğunu düşünüyorsanız...
  • Asfalt yolların aslında orman yollarını bağlayan detaylar olduğunu düşünüyorsanız...
  • Koşu ayakkabılarınızı arabanızın lastiklerinden sık yeniliyorsanız...
  • Arkadaşlarınız sizi pantalon yerine tayt ve şortla görmeye alışık ise...
  • Tom Hanks'in Forest Gump'taki uzun koşusunu kıskanıyorsanız...
  • Nemli para yüzünden bir iki kasiyer ve taksiciden azar işitip paranızı kilitli naylon poşette taşıyorsanız...
  • Koşucu bir abiniz ağrı sızılarından bahsederken bunların sizin de başııza en az bir kere geldiğini düşünüyor ve kanınız kaynıyorsa...
  • Hafta sonu koşarak kiralık arabanızdan çok daha fazla kilometre yapıyorsanız...
  • Ayak tırnaklarınıza oje sürmeye gerek duymuyor ve zaten renkli olduklarını düşünüyorsanız...
  • Aile tatili planlarınzı yerel yarış tarihlerine göre ayarlıyorsanız... (Tam tersi de olabilir...)
  • "Sadece 100km kaldı" diye düşünüyorsanız...
  • Bir sonraki tatil deyince aklınıza sadece koşacağınız ultra geliyorsa...
  • Bütün paranızı koşu aksesuarları, enerji barları ve kayıt ücretlerine harcıyorsanız...
  • Hangi deterjanların t-shirtlerinizi "incitmeyeceğini" hakkında doktora yapmış sayılırsanız...
  • Kendinizi patikalara atmak için işten erken kaçıyorsanız...
  • Daha önce iyi koştuğunuz T-shirtleri bu sebeple tekrar giyiyorsanız...
  • Merdivenleri yavaş öıkıp koşarak iniyorsanız...
  • Tuvalete işemek olağan dışı geliyorsa...
  • Her daim hazır olmak için işe koşu kıyafetleriniz ile gidiyorsanız...
  • Bir maraton 5km gibi geliyorsa ve neden herkesin bu kadar acele ettiği merak edip bir yerlerde yangın mı çıktı diye bakınıyorsanız...
  • 10km yarışında destek istasyonlarının nerede olduğunu bilmediğiniz için sırt çantası taşıyorsanız...
  • 10km yarışına kendi içeceğinizi getiriyorsanız,
  • 10km yarışına patatates ve tuz getiriyorsanız...
  • 10km yarışına hızlı başladığınızda altı yaşında bir velet bile sizi geçiyorsa...
  • 10km yarışında tepeleri yürüyerek çıkan tek sizseniz...
  • "Bir sonraki benzinci 50km ilerde" tabelası size cazip bir koşu daveti gibi geliyorsa
  • Ayak tırnaklarınızın sayısı ayak parmaklarınıza eşit değilse...
  • Sofrada suyu şişeden içiyorsanız...
  • inan kaynakları sizden fotoğraf istediğinizde elinizde sadece yarış fotoğrafları varsa...
  • Destek ekibiniz size moral vermek için "birinci ile aranda sadece 6 saat var ve 32km yol kaldı" diyorsa...
  • Bu yazının her satırı kendinize uyarlayıp gülüyorsanız...
  • Bir yarışı birinci gelenle aynı gün içinde bitirmiyorsanız...
  • Maraton bitirdiğinizi duyduklarında size övgüler sunan insanlar karşısında kendinizi küçük düşmüş gibi hissediyorsanız...
  • The Blair WitchProject filmindeki karanlık orman sahneleri size çok tanıdık geliyorsa...
  • Nerenizin daha çok ağrıdığını ayırt edemeyecek kadar çok yeriniz ağrıyorsa ve boş verip bir 80K yarışına daha girip kendinizi daha iyi hissediyorsanız...
  • Bir sonraki maraton için en az bir kaç ay dinlenmeniz tavsiye edildiğinde söz dinleyip ilk fırsatta yeni bir maratona girmek yerine 80K veya 160K yarışlarına kaydoluyorsanız...
  • Size sıradaki yarış ne diyye sorduklarında hiç düşünmeden "Haa sadece bir 50K" diye cevap veriyorsanız...
  • Bir maratonun32. km'sinde "vay be 10km kaldı, harika antrenman oldu" diye düşünüyorsanız...
  • Fırtınalı bir havada 2 saatlik hafif bir koşuya çıkıp bir zamanlar patika sayılacak dere yataklarında koşup çamur batmayı ve ıslanmayı eğlenceli buluyorsanız...
  • 160km lik bir yarışın 130km noktasına geldiğinizde "Vay be sadece 30km kaldı" diye düşünüyorsanız...
  • "Bir daha asla!" dediğinizde kimse size inanmıyorsa...
  • Rugan ayakkabının bağcıklarına çifte düğüm atıyorsanız...
  • Koşunun sonuna doğru bir bataklığa dalıp "Daha kötü olacak hali yok ya!" diyorsanız...
  • Henüz en fazla 50K yarışları koştum diye utanıyorsanız...
  • Hepsi leş gibi gözüktüğü için eskisi ile yenisini ayırdedebilmek için ayakkabılarınızı işaretliyorsanız...
  • 160km yarışlarının 80 km yarışlarından daha kolay olduğubu düşünüp, "hızlı başlamaya gerek yok çünkü" diyorsanız...
  • "Ne dinlenmesi? Önğmğzdeki hafta yarış var!" diyorsanız....
  • Araba kullanırken yoldaki tabelalara bakıp o mesafeyi koşarak ne kadar sürede katedebileceğinizi düşünüyorsanız...
  • Bir yarışa gün doğmadan karanlıkta başlayıp, tüm gün koşup akşam yine karanlıkta bitiriyorsanız...
    160km lik bir yarışta karşı cinsten bir koşucu ile tek muhabbetiniz ne kadar su içtin, çişin ne renk ve nereye pislesekten öteye gitmiyorsa...

1 yorum:

Hakkımda

Fotoğrafım
istanbul, Turkey
2006 yılında 1.80 boyum ile 110kg olunca zayıflamak için koşsam mı diye düşünmeye başladım. Internet'te bulduğum 8 haftalık bir program gözüme zor gözükmeyince haftada 3 gün, her seferinde de toplam 20 dakika olacak şekilde koşu antrenmanlarına başladım. 8 hafta sonunda durmadan 30 dakika koşabildiğime o an kendim de inanamadım. Bundan sonra ne yapmalı diye düşünürken Amazon.com da "Koşucu Olmayanlar İçin Maraton Antrenmanı" isimli kitabı görüp maraton koşmaya karar verdim. 3 yıl içinde 5 maraton koştuktan sonra ultra maraton koşma fikrini kendime daha yakın buldum. 2010 senesinden beri aklım fikrim uzun mesafe koşularında. Ülkemizde bu sporun az bilinmesi, yapanların az olması ve maraton koşanlar tarafından bile olduğundan zor hatta imkansız olarak görülmesi epey canımı sıkıyor. Bu blog fikri de bu sıkınıdan doğdu. Gördüm ki yazması koşmasından daha zormuş...