konu başlıkları

18 Kasım 2011 Cuma

PARDON, ÇANTANIZI AÇABİLİR MİSİNİZ LÜTFEN?

Ormanda koşarken yanımızda neler olmalı? Koşunuzun mesafesi, hava şartları, yol üzerindeki su kaynakları gibi faktörlere göre bu listeyi kendinize uyarlayabilirsiniz.
Aklıma gelen ve ihtiyaç duyduklarımı yazdım, her birini de açıklamaya çalıştım. Tamamına yakınını çantama doldurduğum günler de oldu, tek birini bile yanıma almadığım günler de. Neyin nerede, ne zaman ve ne kadar gerekeceğini iyi düşünmek lazım. İlk koşunuzda ne var ne yok çantanıza doldurup eskici gibi ormana dalmayın, baştan söylemesi…

Ormanda veya patikalarda yapacağınız bir koşuda şehir sokaklarında yaptığınız koşulara göre bir çok olanaktan uzakta olacağınız kesin. İşinizi kolaylaştıracak veya olası ters bir durumda size yardımcı olabilecek eşyaları düşünelim:
ÇANTA
Tüm eşyalarınızı ve hatta suyunuzu taşıyabileceğiniz bir sırt çantasına ihtiyacınız olacak. Kısa ve orta koşularınızda bel tipi matara çantaları yeterli olacaktır, fermuarlı ceplerine ufak tefek eşyalarınızı sığdırabilirsiniz. Çantanızın boyunu ve tipini yanınıza almak isteyeceğiniz eşyalar belirleyecektir. Zamanla evde sırf çantalarınız için bir dolap oluştuğunu görürseniz şaşırmayın.
BESİNLER
Rotanız piknik alanları ve büfe yakınlarında geçmeyecek ise, ıssız doğada koşacağınızı ve güç harcayacağınızı düşünerek yanınıza yeterli ve yiyecek içecek almakta fayda var. Olası kaybolmalar ile mesafe ve sürenin uzama tehlikesini de düşünürsek, planlanandan biraz fazlasını almak da doğru bir yaklaşım olacaktır. Zaten plan şaşmasa bile bu yedek besinler ilk fırsatta ödül besinlerine dönüşecektir. Taşıma kolaylığı açısından enerji jelleri, kuru yemiş barları, atıştırmalık çerez ve su alınabilir. Benim ve koşan arkadaşlarımın tercihleri bu konuda benzer. Markette bulunabilirlik, tad ve enerji değeri açısından Tadımca Bar, Snickers, Eti Maximus, Ülker Metro uzun koşularda yanımda olan ürünler. Bir de market raflarında çok göze çarpmasa da doğallık ve içerik olarak favorim Pekmen ürünleri. On-line alışveriş yaparak kapınıza kadar kargo ile göndertme şansınız var.
Uzun sürecek koşularda su ve yemek gereksinimlerinizin yanı sıra terleyerek kaybettiğiniz mineralleri de geri koymanız gerekecektir. Kolay ulaşılabilir bir çözüm, marketlerden satın alabileceğiniz sporcu içecekleri olabilir. Ancak genelde 500ml lik şişelerde satılan bu içecekler koşu boyunca sırtınızda fazladan yarım kilo yük taşımanız demektir. Bu ağırlık sizi rahatsız edecek ise veya yapacağınız koşu daha fazla mineral takviyesi gerektirecek ise, tablet veya sıvı halde satılan ürünler çözüm olabilir. Ne yazık ki Türkiye’de bu tip ürünleri bulamıyoruz. Internette satışı olsa da, gıda ve takviye maddesi grubunda sayıldığı için kargo ve gümrük engeli ile karşılaşıyoruz. Çoğu internet mağazası daha sipariş aşamasında bu ürünlerin ülkemize gönderilemediği uyarısını veriyor. Olanağınız varsa yurt dışı seyahatlerinizde satın alabilir veya giden birilerine sipariş edebilirsiniz. Hydration Tablet olarak tarama yaparsanız ilgili ürünlere ulaşabilirsiniz. Bu ürünlerden ihtiyacınız kadar olan miktarı yanınızda kolayca taşıyabilirsiniz. Tozlardan yaklaşık bir tatlı kaşığı kadar, tabletlerden 1-2 adet, sıvılardan da 4-5 damla içme suyunuza karıştırarak yarım litre kadar elektrolit içeceği elde etmeniz mümkün olur.
YAĞMURLUK, RÜZGAR CEKETİ veya EK KATMAN
Ormanlık bölgeler şehre göre daha serin ve soğuk olabiliyor. Havadaki rutubet oranının değişmesi de size soğuk veya sıcağı daha fazla hissettirebiliyor. Bu sebeple sıcaklık değişimlerini göz önünde bulundurarak kolayca giyip çıkartabileceğiniz ek katmanlar taşımakta fayda var. Orman yolları genellikle iniş çıkışlı olabiliyor. Eğer uzun mesafeler koşacaksanız bu yokuşların çoğunda yürümeniz gerekebilir, terli veya yağmurdan ıslanmış bir vücutla soğuk havada yürümek de kısa süre sonra tutulmanıza ve aşırı üşümenize yol açacaktır. Yağmur yağmasa, rüzgâr esmese bile terli vücut üzerine giyilecek koruyucu bir katman yürüme molalarınızı rahatlatacaktır. Nefes alabilen kumaştan (tam Türkçesi: pahallılarından) bir ceket hafif ve sağlam olacaktır.
HARİTA, PUSULA, KOL BİLGİSAYARI ve GPS
Koşacağınız yerleri iyi tanısanız bile varsa yanınızda bir harita taşımakta fayda var. Harita bulmak Türkiye’de ne yazık ki çok kolay değil. Yurt dışında detaylı koşu ve yürüyüş patikalarını içeren bölgesel kitaplar ve haritalar her yerde satılsa da, Türkiye’de harita araştırmaya başlarsanız potansiyel “ajan” olarak görülme riskiniz yüksek. Orman patikalarını gösteren haritalara ulaşmanın en kolay ve eğlenceli yöntemi, orienteering kulüplerinin ormanlık alanlarda düzenlediği antrenman veya koşulara katılmak. İstanbul’da yaşayanlar için İOG’nin (İstanbul Orienteering Grubu) düzenlediği Pazar günü antrenmanlarını önerebilirim. Hem harita okuma becerinizi geliştirip hem de detaylı haritalara sahip olabiliyorsunuz. Orienteering haritalarında yeryüzü şekillerinin yanı sıra her türlü yapı, yerleşim alanı, çeşme, çit gibi detaylar da gösterildiği için koşarken rota kontrolü yapmanız da kolay olacaktır. Koşuya başlamadan önce harita üzerinde bir rota çizerseniz koşu hakkında bilginiz olur, ne yöne gittiğinizi, çeşmeye veya büfeye ne kadar mesafe kaldığını ve kaç kilometre sonra arabaya döneceğinizi takip edebilirsiniz. Sizi bekleyen iniş çıkışları da görebilirsiniz.
Haritanın yanında bir pusula da bulundurmanız gerekecektir, zira yönüne koyulmamış bir harita hiçbir işinize yaramayacaktır. Doğada bir de ilkokul yıllarından kalma yön bulma bilgileri ile uğraşmayın. Pusula edinmek isteyince birçok fonksiyonlar içeren pahalı modeller görebilirsiniz ama size sadece kuzeyi gösteren basit bir pusula yeterli olacaktır.
GPS özelliği taşıyan bazı koşu saatleri rota da gösterebiliyor. Önceden koşulmuş rotaları internetten indirip bu saatlere yükleyebilir ve bir rotayı takip ederek koşabilirsiniz. Veya bir yere kadar koştuktan sonra saatin kaydettiği rotayı takip ederek başlangıç noktanıza geri dönebilirsiniz. Bu tip saatlerde koştuğunuz yolu grafik olarak görüp harita ile karşılaştırma yapmak da büyük kolaylık sağlıyor.
Pahalı ama garantili yol bulma yöntemi olarak da GPS cihazlarını sayabiliriz. Değişik markaların koşu veya arazi aktivitelerine yönelik geliştirdikleri el cihazları var. Bütçe açısından pahalı sayılacak bu cihazlar ile ekran üzerinde harita takibi yapmak mümkün. Uydu fotoğrafı yükleyip kuş bakışı araziyi de görebiliyorsunuz. Ülkemizde distrübitör firması bulunması ve bu sayede teknik destek ve garanti konularında öne çıkan iki marka Garmin ve Magellan.
İLK YARDIM SETİ
En az kullanmayı umacağımız ama gerektiği zaman da büyük önem taşıyan bir detay da ilkyardım seti. Çoğu ultra yarışı basit bir ilk yardım seti taşımayı zorunlu tutuyor. Çok abartılı bir ilkyardım çantası oluşturmaya gerek yok. Peki yanımıza neler alabiliriz? Düşüp yaralanma durumlarında kanayan veya mikrop kapma riski olan yarayı temizleyip silmek için steril gazlı bez ve antiseptik solüsyon, burkulma durumlarında sargı yapmak için elastiki bandaj, çeşitli boyutlarda yara bandı, böcek sokmalarına karşı merhem, soğuk kompres gerektirebilecek durumlar için de kimyasal buz taşıyabiliriz. Bunların tümü için en yakın eczaneye gidip dersinizi anlatabilir ve çeşitli markaların ürünleri arasından fiyat ve boyutuna göre seçim yapabilirsiniz. Kimyasal buzlar da eczanelerde hazır ürün olarak satılıyor, el kadar naylon poşetler, ihtiyaç anında poşeti sıkınca içinde oluşan kimyasal reaksiyonla size 5-10 dakika soğukluk sağlayacak bir buz torbasına dönüşüyor. Sağlık konusu açılmışken ormanda koşacaklara tetanos aşısını önerebilirim. Tetanos halk arasında yanlış bilindiği şekilde paslı demirden değil esas kirden ve topraktan geçebiliyor. Ancak tetanos aşısını önceden olamaya gerek yok. Kanamalı bir yaralanma olursa doktor görüşü de alınarak sonrasında aşı yaptırılabiliyor.
ACİL DURUM BATTANİYESİ
Bunu aslında çok ince bir naylon örtüye sıvanmış alüminyum folyo olarak düşünebilirsiniz. Maksat herhangi bir acil durumda vücudu güneşten veya soğuktan korumak. Örtü gibi sarındığınız zaman alüminyum tabaka soğuk havalarda vücut ısısını koruyor, güneşli havalarda ise tehlikeli ışınları yansıtarak bu sefer güneşe karşı bir kalkan görevi görüyor. Bu ürünü çoğu kampçılık mağazasında veya internette bulmanız mümkün. Bir tane satın alıp çantaya atmakta fayda var. Ekonomik, hafif ve gerektiğinde son derece önemli bir malzeme.
ATEŞ
Kötü ihtimalleri düşünerek özellikle kış ve gece koşularında yanınızda bir ateş kaynağı taşımak faydalı olabilir. Isınmak, aydınlanmak veya yerinizi belli etmek için ateş yakmak gerekirse diye. Ormanı yakmamak kaydı ile…
TELEFON
Sadece acil durumlarda değil, herhangi bir anda iletişim gereksinimi olabiliyor. Evet, doğanın içinde saatlerce kimseyi görmeden sessiz sakin koşarken bir anda çalan bir telefon işin tüm büyüsünü altüst edebiliyor ama sesi kısık veya kapalı olarak yanınızda bulundurmak da faydalı olacaktır. Operatörünüzün sıklıkla koştuğunuz bölge ve rotalarda çekip çekmediğini de kontrol edin, ben sırf koşularda kullanmak ürere başka bir operatörden hat almak zorunda kaldım. İkinci bir numaranız olursa ve bunu sadece yakın çevrenizle paylaşırsanız da biraz önce bahsettiğimiz “büyüyü bozan” alakasız çağrılar alma riski ortadan kalkar. En fazla, sevdiklerinize ortamın güzelliğini anlatırsınız.
Yurt dışında spor camiasında cep telefonuna ICE diye bir numara kaydediliyor, “In Case of Emergency” (acil bir durumda) kelimelerinin baş harfleri, bu herkesçe biliniyor, herhangi bir kaza anında bilinç yerinde değilse ilk bakılan ve temasa geçilen numara bu. Bizde böyle yerleşmiş bir kod olmadığı için önerim telefon kayıtlarını net ve ilk akla gelecek şekilde tutmanız. Yani “aşk yuvamız” , “balım peteğim” gibi rehber kayıtları yerine “ev” ve “karım-kocam” “anne-baba” gibi terimler olmadık zamanlarda hayatınız kurtarabilir…
KİMLİK
Orman alanları genellikle jandarma sorumluluk kapsamında oluyor. Jandarma da görevi gereği alakasız sayılabilecek bir yerde rastlaştığınızda size kim olduğunuzu sorabilir. Veya daha kötü ve tatsız ihtimalleri de düşünürsek, üzerinizde kim olduğunuzu gösteren bir belge bulunması yararlı olacaktır. Bunun yanına kan grubunuzu, yaşınızı, acil durumda ulaşılabilecek bir yakınınızın adı ve telefonunu bilgi olarak ekleyebilirsiniz.
PARA
Çok açıklamaya gerek yok. En susuz anınızda tesadüfen karşınıza bir büfe çıkınca veya yorgunluktan sürünürken bir yol kenarına varıp karşıdan gelen boş taksiyi gördüğünüzde bu satırları hatırlarsınız.
DÜDÜK
Bir süredir çoğu koşu ve yarış çantasının göğüs kemer tokalarını aynı zamanda bir düdük şeklinde üretiyorlar, ayrıca düdük taşımanıza gerek kalmıyor. Benim şimdiye kadar hiç düdük öttürmeye gereksinimim olmadı ama bazen dağ başında veya orman içinde sesinizi duyurmamız gereken durumlarla karşılaşabiliriz. En iyi ihtimalle önden giden veya geride kalmış arkadaşımıza.
KAMERA
Yanımıza aldığımız her şey de tehlikelere karşı mı olacak? O kadar dere tepe koşacağız, gün doğumunu güneş batışını veya ormanın bin bir değişik tondaki ağaçlarını göreceğiz. Patika koşuları bazen o kadar büyüleyici olabiliyor ki kelimeler yetersiz kalıyor. Artık çoğu cep telefonu bu işe çözüm olabilecek yapıda zaten.
KÖPEK KOVUCU – DAZER
Blog’ta bu konuda detaylı bir yazı var, tıklayarak okuyabilirsiniz.
ISLAK MENDİL
Dünyanın (sindirim sisteminin) bir bir türlü hali var… Kullanılmış mendilleri kontrollü bir şekilde yakmak sonrası için pratik bir çözüm olabilir. Ormanı yakmamak kaydı ile demiştik…
FENER ve YEDEK PİL
Ormanda koşarken gün ışığının perdelendiğini göreceksiniz. Yani hava normalde aydınlandıktan sonra orman içi bir süre daha karanlık kalacak, dışarıda hava kararmaya başladığında ise ağaç araları çoktan kararmış olacaktır. Sabah erken saatte koşmaya başlayacaksanız veya koşu akşama doğru bitecek ise fener gerekecektir. Koşu için bir çok modelde kafa feneri bulabilirsiniz. Uygun boyut ve güçte bir el feneri ile de koşabilirsiniz, bana kafa lambasından çok daha rahat geliyor. Yedek pil konusunu atlamayın.
ÇAKI
İlle savunma amaçlı olmasına gerek yok. Ufak bir çakı her zaman gerekebilir. Ağaç gövdelerine aşkınızı kazımamak kaydıyla…
ARABANIN ANAHTARI
Bu da bu yazının esprisi olsun…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hakkımda

Fotoğrafım
istanbul, Turkey
2006 yılında 1.80 boyum ile 110kg olunca zayıflamak için koşsam mı diye düşünmeye başladım. Internet'te bulduğum 8 haftalık bir program gözüme zor gözükmeyince haftada 3 gün, her seferinde de toplam 20 dakika olacak şekilde koşu antrenmanlarına başladım. 8 hafta sonunda durmadan 30 dakika koşabildiğime o an kendim de inanamadım. Bundan sonra ne yapmalı diye düşünürken Amazon.com da "Koşucu Olmayanlar İçin Maraton Antrenmanı" isimli kitabı görüp maraton koşmaya karar verdim. 3 yıl içinde 5 maraton koştuktan sonra ultra maraton koşma fikrini kendime daha yakın buldum. 2010 senesinden beri aklım fikrim uzun mesafe koşularında. Ülkemizde bu sporun az bilinmesi, yapanların az olması ve maraton koşanlar tarafından bile olduğundan zor hatta imkansız olarak görülmesi epey canımı sıkıyor. Bu blog fikri de bu sıkınıdan doğdu. Gördüm ki yazması koşmasından daha zormuş...